Eğitim Sistemi _ YGS 2016 – PISA Değerlendirmesi


Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyeti kurduktan sonra yöneldiği alanlardan biri eğitim olmuştur. Eğitimin önemini de “Dünyada her şey için, uygarlık için, yaşam için, başarı için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fen haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, delalettir.” sözleriyle özetlemiştir.

Blogu takip edenler eğitim ile ilgili merakımı ve bu alandaki çabalarımı bilirler. YGS 2016 sınavları bitti. Son yılların analizlerini çıkartmaya başlamıştım ki ÖSYM zaten bir çalışma yapmış. (Geçen sene de yapılmıştı) Fakat ben bu çalışmayı PISA testi ile birleştirip , bir tablo halinde sunmaya ,iki alanı birleştirerek 15-18 yaş arası gençliğimizin eğitim kalitesini sizlere yansıtmaya çalışacağım.

Biliyorsunuz ki PISA Açılımı “Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı” olan PISA, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından üçer yıllık dönemler hâlinde, 15 yaş grubundaki öğrencilerin kazanmış oldukları bilgi ve becerileri değerlendiren bir araştırma projesidir.PISA hakkında geniş bilgiyi daha önceki yazılarımda ayrıntılı anlatmıştım.

YGS ‘ye girenlerin 18 yaş ortalamasında olup , PISA testi 15 yaş ile 18 yaş karşılaştırması yapabileceğiz. Bu konuda uzman gözüyle değil , satranç ve zeka oyunu eğitmenliği ve eğitimle iç içe olan ve araştıran  biri olarak gözlemlerimi aktaracağım.

15 yaşındaki çocuklarımızın girdiği PISA ‘nın temel amacı, gençlerimizi daha iyi tanımak; onların öğrenme isteklerini, derslerdeki performanslarını ve öğrenme ortamları ile ilgili tercihlerini daha açık bir biçimde ortaya koymaktır.YGS’nin mantığı da kısmen benzer fakat daha çok lisede öğrendiklerimizi tartan , değerlendiren bir yapısı var. Birazdan her ikisinin sonuçlarının olumsuz olacağını göreceğiz. Maalesef ki hem öğrenme isteklerimiz, derslerdeki performanslarımız ve öğrenme ortamlarımız (PISA)  standartların altında , hem de  derslerdeki öğrendiklerimiz ve okullar arasındaki eğitim sistemimizin dengesi standartların altında.

PISA 2012 uygulamasının sonuçları, OECD sekreterliği tarafından Aralık 2013’te açıklanmıştır ve http//www.pisa.oecd.org adresinden yayınlanmıştır. Ayrıca ülkemize ait sonuçlara ilişkin Ulusal Ön Rapor’a da “Raporlar” sekmesinden ulaşabilirsiniz. (Kaynak , Diğer kaynak )

PISA testi örneklerini İngilizce olarak  burada  bulabilirsiniz.Problem çözme , matematik soruları , bilgisayar tabanlı sorular , okuma ilgili sorulara linkleriyle birlikte yazının sonunda bulacaksınız.

2016 YGS sonuçlarından yola çıkalım :

ort

Öncelikle ilk tespitimi yapayım. 2 milyon 84 bin adayın 913 bini son sınfta okuyan öğrencilerimiz olduğunun altını çizeyim. Yani yarısından fazla şansını bir daha deneyen veya bölüm değiştirmek isteyen kişiler. Bu sonuç bile eğitim sistemimiz ve PISA’da ki amaç olan  öğrenme merakımızı ve tercihlerimizi ortaya koyuyor.

ANA DiLİMİZDE NE KADAR BAŞARILIYIZ ?

Her ne kadar Türkçe dersi kendi içinde tartışılsa da YGS sonuçlarına göre okuduğumuzu anlamak ve kendimizi ifade etmekte bile %50 performansın altındayız.

Ana dilimiz Türkçe’den başlayalım. Oktay Sinanoğlu’nun çabaladığı , Dünya dili rüyasıyla yaşadığımız ana dilimiz.

Verilere bir bakalım.Altta gördüğünüz üzere 3 yılın da benzer duruma sahip olması ,  ileişimin ve bilgi kaynaklarının hızla artmasına rağmen yerinde saymamız düşündürücü.

2016ygsistatistik2

Peki 15 yaşındaki öğrencilerimizin kendi dilimizdeki anlama becerimizdeki dünya standartında başarısı neydi?

PISA’da  farkımız daha da açılıp , gelişmekte olan ülkeler olduğumuzu gösteren,bilgi toplumundan uzak olan bir ülke olduğumuzu gösteren bir tablo  ile karşılaşıyoruz.

Altta 3  ana PISA (Okuma becerisi , Fen Bilimleri ve Matematik) tablosu göstereceğim. Öncelikle düzeyler hakkında bilgi verip , grafiği nasıl okumanız gerektiğini anlatayım.

PISA’da matematik alanında soruların zorluk derecesine göre, “1. Düzey Altı – Düzey 6” arasında 7 yeterlik düzeyi belirlenmiştir. En basit sorulara dahi cevap veremeyen öğrenciler 1. düzey altı grubunda sınıflandırılırken, en karmaşık ve zor olan soruları yapabilen öğrenciler 6. düzeydedirler.

ddMATEMATİK ve FEN BiLİMLERİ REZALET ÖTESİ

Fen Bilimlerinde 750.000 öğrenci bir tek soru bile yapamamış. Bunların da 33.000 bini sıfır puan çekmiş. (2015 te ise daha felaket , 42.551 öğrenci idi) . En fazla 3 doğru FEN sorusu cevaplayan 500.000 öğrenciyi de eklerseniz yarısına ulaşıyorsunuz.

2016ygsistatistik5

Grafiği görünce eminim %90 nınız bu ortalamaları tahmin edemezdiniz.Türkiye’deki (ÖSYM )bilgiye dayalı sorulardan yola çıkarak sorgulanan tabloda en fazla 3 doğru FEN sorusu cevaplayan 500.000 öğrenci var.

Anlatmak için basit bir örnek yapayım : Sınıfınızda 30 öğrenci var , 16 tanesi sadece 3 ve altı doğru cevap verebiliyor. (Fen Bilimlerinde 912 bin aday 40 sorudan 5,7 nete ulaşmış.)

Peki dünyadaki durumumuz nasıl ?

Orada işler daha da kötü. Kendi içindeki başarının kötü sonuçlarına bakarak dünya genelinde başarılı olmamız beklenmezdi. Aşağıdaki tabloda da 15 yaşındaki gençlerimizin üniversite yaşamlarına hazırlık olarak geçirecekleri dönem olan lise öncesi bu açığı kapatması gerekirken , yukarıdaki tabloda gördüğümüz üzere daha da geriye gidiyoruz.

sc

Bu sonuçlar, Türkiye’de 15 yaş grubu öğrencilerin çoğunluğunun fen alanında sahip olduğu bilgi ve becerilerin, en temel yeterlik seviyesinde olduğunu, bu yaş grubu öğrencilerimizin yüzdesel olarak hiç birinin 6. düzeyde yer alamadığını, sadece %1,8’inin 5. düzeyde yeterliğe sahip olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar da açıkça, bilimsel düşünce ve bilimsel düşünce için gerekli bilgi ve becerileri öğrencilerimize kazandıramadığımıza işaret etmektedir.

Fen Bilimlerinde duyarsız kalıyoruz. Çünkü toplum olarak gözlerimiz ve kulaklarımız bu konuya kapalı. Görmezlikten geliyoruz. Eleştirmeyip , üstelik bu sistemin başındakileri seçmeye devam ediyoruz. Sadece son yıllara değil , daha önceki yıllara da bakınız. Bilgi toplumu olmak istiyorsanız , ekonomik olarak gelişmek istiyorsanız önceliğiniz bu eğitim, başka yolu yok. O nedenle bizler gibi eğitimle ilgilenen kişiler özenle bu tür yazılar hazırlıyorlar.

Çok uzağa gitmemize gerek yok. 1923 ‘te Atatürk ” Bu millet ve memleket ilme, irfana çok muhtaç; tahsil yapmış, diploma almış gelmiş olanları korumak kadar doğal ve lüzumlu bir şey olmaktan başka, parti parti eğitim ve öğretim görmek için ilim ve fen almak için Avrupa’ya, Amerika’ya ve her tarafa çocuklarımızı göndermeye mecburuz ve göndereceğiz. İlim ve fen ve ihtisas nerede varsa, sanayi nerede varsa gidip, öğrenmeye mecburuz. Bu nedenle artık himaye çok zayıf kalır. Bunun yerine mecburiyet geçerli olur.” şeklinde durumun önemini o yıllarda belirtmiş ve yol göstermiş.

Birçok yazımda Finlandiya ve diğer ülkelerin eğitim sistemlerini anlatmaya çalıştım.

Diğer kıyaslamarı siz kendiniz yaparsınız.

MATEMATİK SEVMEYEN BİR TOPLUM MUYUZ?

Çevremdeki çoğu arkadaşım analitik , matematiği seven insanlar da olsa sosyal etkinliklerde konuştuğum gençler matematiği pek sevmiyorlar. Özellikle zeka oyunu yazarı olarak matematik ve mantık yürütme sorularından çok resfebe , kelime oyunlarının cazibesi de bu gerçekten kaynaklanıyor. Endüstri mühendisleri adaylarıyla yapmış olduğum proje / bitirme tezi / mühendislik proje yarışmalarında bile matematik yoğun kullanılmasına rağmen matematik alt yapısının ortalamalarda olduğunu söyleyebilirim. (Üniversitelerde bile yüksek matematiğin hayata/projelere uyarlanması tartışma konusu) 

Önce ÖSYM sonuçlarına bakalım. 3 yılda da grafik rezalet ötesi. Daha da kötü olan ise bundan hiç ders almayışımız. 

2016ygsistatistik4

Dünyada ise Fen Bilimleri kadar olmasa da yine toplum olarak geride kalmışlığın kanıtı görülebilir. Matematik toplumda ekonominin kullanıldığı zorunlu bir araç , hayatımızda önemi olan bir bilim olarak hiç önem vermemişiz. Okullarda ise hiç vermemişiz. Bu geri kalınmışlık için ders alıp , YGS ortalamasını da arttırmak adına hiç ilerleme kaydedemişiz.

Sonuç açık : Matematikte 912 bin aday 40 sorudan 7,9 nete ulaşmış.Sınava giren 2 milyon 84 bin adayın 350 bine yakın 0 , 150 bine yakın sadece 1 , 250 bine yakın sadece 2 , 200 binden fazlası da 3 doğru cevap verebiliyor. Yani tablo fen bilimleri kadar vahim.

Aşağıdaki tabloda görüldüğü gibi, matematik alanında birinci sırada yer alan Şangay-Çin’de öğrencilerin %30,8’i 6. düzeyde ve %24,6’sı 5. düzeyde performans göstermişlerdir. Her iki düzeyde toplam %55,4’lük bir orana ulaşarak, öğrencilerinin yarısından fazlası en üst düzeylerde yer almıştır. Türkiye’de ise öğrencilerin %67,5’i 2. düzey ve altında becerilere sahiptir. Türkiye’de öğrencilerin sadece %1,2’si en üst düzey olan 6. düzeyde performans gösterebilmiştir. Türkiye’de yoğunluk 1. ve 2. düzey seviyesindedir. OECD ortalamasında, en fazla yoğunluk 2. ve 3. düzeyde toplanmıştır (%22,5 ve %23,7). Türkiye’de 1. düzey altı ve 1. düzeyde yer alan öğrencilerin yüzdesi, OECD ortalamasının çok üstündedir (sırasıyla %7,5 puan ve %11,5 puan fark). Şangay-Çin’deki öğrencilerinin sadece %0,8’i 1. düzey altında ve %2,9’u 1. düzeyde yer almıştır.

Peki bu durum için hiç önlem alınmış mıdır?

sx

Böylelikle 15-18 yaş öğrencilerimizin öğrenim kalitesini ortaya koyan 2 ayrı kaynaktan Türkiye eğitim sistemimizi sorgulamış olduk. Milli eğitim bakanlığının öğretmen kalitesi ve öğretmenlerin sistem içindeki önemini de kısmen ortaya çıkardık.. Öğretmenlerin kalitesinin sistemle birlikte ele alınması gerekir ki öğretmenlerin beceriksizliğinden çok performanslarını ortaya çıkaracak bir sistemin olmayışı, gelişitirilmesi gerektiği ele alınsın.

ÖSYM kendi sitesinde cinsiyete göre , puanlara göre birçok kriterlere göre analizlerini yapmış, siz detaylı bakarsınız.

Eğitim sistemimiz böyle iken , sistem ve öğretmenlerin kalitesini arttırmak için geç bile kaldık. Eğitim sistemimizin bu kadar açıkça performansı böyle iken öğretmenlerimizin bu sitemde gösterecekleri performans ne kadar iyi olabilir ? Türkiye gerçekten ilginçlikler ülkesi. Bu sistemin varlığına rağmen öğretmenlik meselğinin diğer ülkelerden önde olmasının bir izahı var mıdır, bilemiyorum .

Ben şahsen satranç/zeka oyunu eğitmenliği yaparak kısmen de olsa farklı bir katkımın olmasına çaba gösteriyorum. Siz öğretmenlerden ve eğitim sistemi kurucularından da Türkiye’nin gelişmesi ve çocuklarımızın geleceği için çaba göstermenizi beklerim.

 

 

 

 

 

Mesleki Pratik Çalışmalar Ve Beyin Fırtınaları


Bu serideki amacım , günümüz ve okul/iş hayatımızda  karşımıza çıkan problemler karşısında  belirli mantık çerçevesinde analitik yorumlar yapmak, bakış açınızı diğer arkadaşlarımıza örneklerle anlatmak hatta karşılıklı tartışmak  olacaktır.

Lise ve üniversite düzeyinde sorular olup , birden fazla seçenekli cevaplar da gelebilecektir. O nedenle soruların tartışılması , diğer seçeneklerin de beyin fırtınası yardımıyla gözden geçirilmesinde fayda olacaktır.

Soruların kalitesi lise düzeyinde PISA ölçüsünde ,  üniversite düzeyinde ise ALES , matematiksel modelleme örnekleri olarak alınabilir.

Şahsen Endüstri Mühendis son sınıf öğrencileri ile ekip halinde çözdüğümüz sorular olup , oldukça yarar görmekteyiz.

Sizin de sorularınız veya örnekleriniz varsa oyunmerdiveni@gmail.com adresine yazınız.

Linkler : (Oldukça güncelleyeceğim)

 

PISA Amacı ve PISA 2012 Değerlendirmesi Raporu


Kızımı/oğlumu özel okula mı göndersem , dersaneye göndermeyip özel ders mi aldıırsam ? Hangi kursları aldırsam acaba? Soruları her sene duymaya devam edeceğim. Çünkü belirsiz , sınırları olmayan ve daha da kötüsü bir hedefi olmayan eğitim sistemi içerisinde , öğrencilerin müşteri olarak algılandığı bir sektörde anne/baba ve performansa tabii olmayan öğretmenlerin (sisteme bağlı olarak) bu soruların cevaplarını bulamayacaklar.

Eğitim sistemini burada tartışmayacağız.

TUSİAD ve TÖDER (Tüm Özel Öğretim Kurumları Derneği) 2012 yılı PISA testi için yaptığı çalışmanın girişindeki sorulara beraber yanıt arayacağız.

1)Gençlerimizin beceri seviyesi dünya liginin neresinde ve son 10 yılda hangi alanlarda ne denli başarı kaydettik?

2)PISA verileriyle zirveye çıkan ülke ve ekonomiler eğitim alanındaki başarılarını nasıl kaydetti?

3)PISA verilerini kullanarak başarılı bir şekilde eğitim reformu yapan ülkeler hangi tecrübelerden geçti?

4)Önümüzdeki dönemde gençlerimize dünya ile rekabet edebilecek donanımları kazandırmak için eğitim sistemimizde hangi reformları niçin ve nasıl yapmalıyız?

Sorulara yanıt aramadan önce PISA sistemini açıklayalım. Sonra soruları yanıtlayalım.

PISA nedir? 
Açılımı “Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı” olan PISA, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından üçer yıllık dönemler hâlinde, 15 yaş grubundaki öğrencilerin kazanmış oldukları bilgi ve becerileri değerlendiren bir araştırma projesidir.

PISA Projesi’nin amacı nedir?
PISA’nın temel amacı, gençlerimizi daha iyi tanımak; onların öğrenme isteklerini, derslerdeki performanslarını ve öğrenme ortamları ile ilgili tercihlerini daha açık bir biçimde ortaya koymaktır.

PISA Projesi neyi ölçmektedir?
PISA Projesi’nde zorunlu eğitimin sonunda örgün eğitime devam eden 15 yaş grubundaki öğrencilerin; Matematik okuryazarlığı, Fen Bilimleri okuryazarlığı ve Okuma Becerileri konu alanlarının dışında, öğrencilerin motivasyonları, kendileri hakkındaki görüşleri, öğrenme biçimleri, okul ortamları ve aileleri ile ilgili veriler toplanmaktadır.
PISA projesinde kullanılan “okuryazarlık” kavramı, öğrencinin bilgi ve potansiyelini geliştirip, topluma daha etkili bir şekilde katılmasını ve katkıda bulunmasını sağlamak için yazılı kaynakları bulma, kullanma, kabul etme ve değerlendirmesi olarak tanımlanmaktadır.

PISA Projesi kimler tarafından yürütülmektedir?
PISA Projesi; kısa adı OECD olan “Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü”nün bir eğitim projesidir. Bu proje, OECD Eğitim Direktörlüğü’ne bağlı olan PISA Yönetim Kurulu tarafından yürütülmektedir. Projede kullanılan testlerin ve anketlerin geliştirilmesi, analizlerinin yapılması, uluslararası raporun hazırlanması gibi işlemler, PISA Yönetim Kurulu gözetiminde belirlenen bir konsorsiyum tarafından yapılmaktadır.
PISA’nın ulusal düzeyde çeviri ve uyarlama işlemlerinin yapılması, projenin uygulanması, analizlerin yapılması ve ulusal raporun hazırlanması gibi işlemler ise projeye katılan her ülkede belirlenen ulusal merkezler tarafından gerçekleştirilmektedir.

PISA Projesi hangi okullarda uygulanmaktadır?
PISA Projesi kapsamında geliştirilen başarı testleri ve anketleri, ülkemizde Nisan ayı içerisinde uygulanmaktadır. Projeye katılan ülkelerde; örgün öğretimde kayıtlı olan 15 yaş grubu öğrencilerin bulunduğu tüm okullar (İlköğretim, Genel Lise, Anadolu Lisesi,  Fen Lisesi, Meslek Lisesi, Anadolu Meslek Lisesi, Çok Programlı Liseler, Özel Okullar vb.) PISA Projesi’ne katılabilir.

Ülkemizin bu projeye katılma amacı nedir?
Küreselleşen dünyamızda, eğitim alanında yapılan ulusal değerlendirme çalışmalarının yanı sıra, uluslararası düzeyde konumumuzu belirlemek amacıyla eğitim göstergelerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle belirli referans noktalarına göre ülkemizin eğitim alanında hangi düzeyde olduğunun, giderilmesi gereken eksikliklerin ve alınması gereken tedbirlerin belirlenmesidir. Ülkemiz de OECD üyesi olarak, eğitim düzeyinin yükseltilmesi amacıyla bu projeye katılmaktadır.

PISA Projesi ne zamandan beri uygulanmaktadır? Ülkemiz bu Projeye hangi yıldan beri katılmaktadır? 
PISA Projesi 2000 yılında uygulanmaya başlamıştır. Üçer yıllık dönemler hâlinde uygulanan projeye ülkemiz, ilk kez 2003 yılında katılmıştır.

PISA Projesi’nde hangi soru türleri kullanılmaktadır?
PISA Projesi’nde; çoktan seçmeli, karmaşık çoktan seçmeli, açık uçlu, kapalı uçlu gibi değişik soru türleri kullanılmaktadır.

PISA Projesi’ne katılan okul ve öğrencilerin seçiminde hangi yöntemler kullanılmaktadır?
PISA Projesi’ne katılacak olan okul ve öğrencilerin seçim işlemi, OECD tarafından tesadüfi (seçkisiz) yöntemle belirlenmektedir.

PISA Projesi nasıl uygulanacaktır?
Öğrenciler, Bilgisayar Tabanlı Değerlendirme uygulamasının ardından anket uygulamasına katılacaktır.

PISA Projesi’nin sonuçları nerede ve nasıl kullanılacaktır?
PISA Projesi’nden elde edilen sonuçlar ulusal bir rapor hâlinde düzenlenmektedir. Bu sonuçlar, eğitim-öğretim programlarının geliştirilmesinde karşılaşılan eksiklerin giderilmesinde ve eğitim alanında yapılan araştırmalara kaynak olarak kullanılmaktadır.
PISA 2012 uygulamasının sonuçları, OECD sekreterliği tarafından Aralık 2013’te açıklanmıştır ve http//www.pisa.oecd.org adresinden yayınlanmıştır. Ayrıca ülkemize ait sonuçlara ilişkin Ulusal Ön Rapor’a da “Raporlar” sekmesinden ulaşabilirsiniz. (Kaynak , Diğer kaynak )

PISA testi örneklerini İngilizce olarak  burada  bulabilirsiniz.Problem çözme , matematik soruları , bilgisayar tabanlı sorular , okuma ilgili sorulara linkleriyle birlikte yazının sonunda bulacaksınız.

1)Gençlerimizin beceri seviyesi dünya liginin neresinde ve son 10 yılda hangi alanlarda ne denli başarı kaydettik?

Tüm derslerin kıyaslaması raporda yer alıyor , ben en önemli olan matematik dersine dikkat çekeyim.

PISA’da matematik alanında soruların zorluk derecesine göre, “1. Düzey Altı – Düzey 6” arasında 7 yeterlik düzeyi belirlenmiştir. En basit sorulara dahi cevap veremeyen öğrenciler 1. düzey altı grubunda sınıflandırılırken, en karmaşık ve zor olan soruları yapabilen öğrenciler 6. düzeydedirler.

Şekil 1’de görüldüğü gibi, matematik alanında birinci sırada yer alan Şangay-Çin’de öğrencilerin %30,8’i 6. düzeyde ve %24,6’sı 5. düzeyde performans göstermişlerdir. Her iki düzeyde toplam %55,4’lük bir orana ulaşarak, öğrencilerinin yarısından fazlası en üst düzeylerde yer almıştır. Türkiye’de ise öğrencilerin %67,5’i 2. düzey ve altında becerilere sahiptir. Türkiye’de öğrencilerin sadece %1,2’si en üst düzey olan 6. düzeyde performans gösterebilmiştir. Türkiye’de yoğunluk 1. ve 2. düzey seviyesindedir. OECD ortalamasında, en fazla yoğunluk 2. ve 3. düzeyde toplanmıştır (%22,5 ve %23,7). Türkiye’de 1. düzey altı ve 1. düzeyde yer alan öğrencilerin yüzdesi, OECD ortalamasının çok üstündedir (sırasıyla %7,5 puan ve %11,5 puan fark). Şangay-Çin’deki öğrencilerinin sadece %0,8’i 1. düzey altında ve %2,9’u 1. düzeyde yer almıştır.

sx

Bu tablo Fen Bilimerinde de benzerdir. Araştırmada detay çalışma yapılmış.

Bu sonuçlar, Türkiye’de 15 yaş grubu öğrencilerin çoğunluğunun fen alanında sahip olduğu bilgi ve becerilerin, en temel yeterlik seviyesinde olduğunu, bu yaş grubu öğrencilerimizin yüzdesel olarak hiç birinin 6. düzeyde yer alamadığını, sadece %1,8’inin 5. düzeyde yeterliğe sahip olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar da açıkça, bilimsel düşünce ve bilimsel düşünce için gerekli bilgi ve becerileri öğrencilerimize kazandıramadığımızı işaret etmektedir.

 

dd

Şekil 3’te görüldüğü gibi, okuma becerisi alanında, diğer iki alanda olduğu gibi birinci sırada yer alan Şangay-Çin’de öğrencilerin %3,8’i 6. düzeyde ve %21,3’ü 5. düzeyde yer alırken, Türkiye’de öğrencilerin sadece %0,3’ü 6. düzeyde ve %4,1’i 5. düzeyde yer alabilmiştir ki bu oranlar, OECD ortalamasının altındadır. Kendi dilimizi bile okullarda öğrenemediğimizin açıkça kanıtı. 

2)PISA verileriyle zirveye çıkan ülke ve ekonomiler eğitim alanındaki başarılarını nasıl kaydetti?

Açıkçası raporu okurken ben de şaşırdım. Çünkü bu konuda Finlandiya’nın sistemi yıllardır örnek gösterilirken ASYA mucizesinin ön plana çıkması gerçekten şaşırtıcıdır.

Detayları yine rapordan okuyabilirsiniz , ben önemli kısımlardan bahsedeceğim.

Asya mucizesi olarak gösterilen ülkelerle Finlandiya’nın ortak özellikleri şu şekilde sıralanabilir:

1. Öğretmen yetiştiren kurumlarının kalitesi ve başarısı

2. Öğretmenlik mesleğinin profesyonellik algısı ve kültürü

3. Hizmet içi öğretmen eğitimlerinin başarısı

4. Matematik ve fen eğitiminin iyileştirilmesi için farklı uygulamaların geliştirilmesi

5. Öğretmenlerin bu meslekte devamlılığı.

 

3)PISA verilerini kullanarak başarılı bir şekilde eğitim reformu yapan ülkeler hangi tecrübelerden geçti?

Bu madde gerçekten iyi analiz edilmiş.

Son yıllarda PISA’da çok başarılı olan Singapur ve Güney Kore gibi ülkelerin başarısını araştırdığımızda onların da geçmişte başarılı örneklerden dersler çıkardığını görüyoruz. Örneğin Singapur PISA 2009 sonrası yapılan OECD politika değerlendirmesinde Finlandiya’nın başarısız öğrenci ve okulları belirleyip destek programı oluşturmasını kendisine model almış ve bu yöntemle öğrenci başarısını çok ciddi bir şekilde artırmıştır (Breakspear, 2012). PISA’da uzun vadede belki de en başarılı ülke kabul edilen Güney Kore’nin zirvede kalmak ve yeni reformları veriye dayalı olarak yapmak konusundaki hassassiyeti de bu anlamda dikkate değer bir örnek sunmaktadır. Örneğin Güney Kore kendisinden görece daha başarısız olan ülkelerin iyi uygulamalarını da kendine adapte etmekten geri kalmamaktadır. PISA 2009’un ardından yapılan değerlendirmede Güney Kore okuma becerisindeki görece düşük puanını artırmak için bu alanda özellikle üst düzey becerileri öğrencilerine daha iyi kazandıran Yeni Zelanda ve Avustralya gibi ülkeleri incelemiştir. Aynı şekilde yapılan tüm PISA sınavlarında en başarılı ülkeler arasında yer alan Japonya, PISA 2003’ün ardından PISA testindekilere benzer soruların yer aldığı bir sınavla öğrenci başarısını merkezi olarak ölçmeye başlamıştır. Bir başka ifadeyle, başarılı modelleri örnek almak zirvedeki pek çok ülke için de geçerli bir kuraldır.

4)Önümüzdeki dönemde gençlerimize dünya ile rekabet edebilecek donanımları kazandırmak için eğitim sistemimizde hangi reformları niçin ve nasıl yapmalıyız?

12 veri analizi ve önerisiyle raporu uzunca okumanızda fayda var.

Özet yapmak gerekirse ,  öncelikle kendimize bir hedef belirleyip , 12 öneriyi dikkate alıp öğretmenlerimizin 3 nesil boyunca hızla yol alıp , gelecek Türkiye’nin üst düzeylerde olmasını sağlamalıdır.

 

 

Türkçe olarak  sorulara  buradan ulaşabilirsiniz.

 

Diğer ingilizce bağlantılar :

PISA 2015 Science & Collaborative Problem Solving questions

Mathematics questions used in 2012, 2006 and 2003

Get the publication ‘Take the Test’

Try out a selection of PISA 2012 problem-solving, mathematics & financial literacy questions

Browse through computer-based questions

Reading questions used in 2009

Browse through computer-based questions

Reading questions used in 2009