Dünyanın İlk Bisiklet Asansörü–Norveç


Evet, her ne kadar Avrupa’ya özensek de özellikle İskandinav ve Kuzey ülkelerin yaşam biçimlerine hayran kaldığım söylenebilir.

Biz alt yapı çalışmaları,beledeyicilik derken 90x90x90 cm ebatında Göktaşına Philae indiren , 6 yıllık yolculuğa başlayan Hayabusa_2 yi gönderen ülkeler var.

 

Spor yapmayı hayatın bir parçası olarak gören biri olarak evimin şartları uygun olsa hergün bisiklete binerim (Bisikletlilere karşı saygısızlığa rağmen) .

Şimdiki haberimiz , gerçekten imrendirici.

 

cyclocable redim

 

12/15 derece yokuşu bisikletle çıkmak , elbet zordur ama ya biri asansör yaparsa. Bir nevi teleferik mantığı güden , yaygınlaşmasıyla farklı amaçlara da yardımcı olacak bir uygulama. Detaylar için dailymail haberine bakalım…

Reklamlar

Stresi Azaltan Faktörler (Başta Kitap Okumak , Müzik Dinlemek , Çay/Kahve Arası …)


TZV ‘nın Telegraph internet sitesinden haberi Türkçe’ye çevirmiş. 

Oldukça güzel bir çalışma yapmış. Araştırma sonucu benim kriterlerime paralel. Bu kriterler üzerine koşmak,satranç oynmamak,yüzmek , fiziksel aktivite yapmak eklenebilir. 

Reading_hammock-538x218

Yapılan araştırmalara göre, okumanın rahatlamak için en iyi yol olduğu ve sadece 6 dakikada stresi azalttığı ifade ediliyor.

Ayrıca okumanın; sakinleşmek için bilinen öteki yöntemlerden örneğin yürüyüşe çıkmak, sakince oturmak veya bir fincan çay içmek gibi, daha hızlı ve iyi bir sonuca ulaştırdığı araştırmanın sunduğu iddialar arasında.

Psikologlara göre, insan beyni okurken elindekine odaklanmak zorunda kalıyor ve bu durum bireyi kasların ve kalp atışlarının yoğunluğundan uzaklaştırıyor.

Araştırma Sussex Üniversitesi Mindlab International Danışma Merkezi tarafından yürütüldü.

Yapılan çalışmada öncelikle, stres seviyeleri ve kalp atışları, rahatlama yöntemleri uygulamadan önce bir takım testler ve çalışmalar doğrultusunda yükseltildi. Nöropsikolog Dr. David Lewis’a göre en etkin yöntem %68’lik başarı ile okumak olarak saptandı. Denekler yalnızca sakince 6 dakikalık okuma yaptılar ve sürenin sonunda ilk durumlarından daha sakin kalp atışlarına sahip oldular.

 

kitap-okumak_99360

Araştırmaya göre müzik dinlemek %61, bir fincan çay/kahve arası %54 ve yürüyüşe çıkmak ise %42 oranlarına sahip.

Testi yürüten Dr. Lewis sakinleşmek için kitapta kendini kaybetmenin en iyi yol olduğunu vurguluyor.

“Gerçekten hangi kitabı okuduğunun bir önemi yok, sürükleyici bir kitap ile günlük endişelerden ve stresten uzaklaşabilir ve yazarın hayal gücünü keşfe çıkabilirsin.”

 

 

 

 

Dergi Arşivi _ İlk Sorular(2008)


Geçenlerde öğretmenler ve kitap için arşivdeki soruları araştırırken , 2008 yılında 2023 yılını hedef almış bir gençlik dergisinde sorulan ilk sorularımı buldum. 

Soruların tümünü çözenler için laptop hediyesi de belirlemiştik.(kazanan olmamıştı)

Çözmek isteyenler için paylaşayım. 

 

1

 

İlk soru klasik ısınma sorusu .

 

 

2

 

 

2.soru  ilk yılların da performansı ile birlikte güzel hazırlanmış bir dizi sorusu. 

3.Soru TZV benzeri bir soru çeşidi. 4.soru yine güzel tasarlanmış , birçok zeka soruları portalında ve dergisinde sorulmuş,beğenilmiş bir dizi sorusu.

 

 

 

3

5.soru o yılların haberlerine ilişkin sorulmuş,güncel bir soru.. 6.soru ise cevabına bakmak zorunda kaldığım zor dizi sorusu.

O yıllarda dizi soruları üretmek adına çok çaba sarfetmişim. 

 

Şimdi ödüllü de olmasa da cevapları gönderirseniz (oyunmerdiveni@gmail.com , sdteser@hotmail.com ) bilenlere PUF gönderilebilir .(Eti PUF bir dönem boyunca (hatta şimdi kitap hediye gönderiyoruz) kendi aramızda iller arasında bilenlere gönderilen bir ikram türüydü:))

 

 

Noel Baba Nasıl Ortaya Çıktı?


Geçenlerde izlediğim bir Sunay Akın programı üzerine ben de araştırmalarımı yaparak bugüne kadar hiç bilmediğim bilgileri edindim. Arşivlemek ve sizlere sunmak için derleyip , toparladım .

Noel Baba, efsaneye göre Türkiyenin Antalya ilinde eşi ile birlikte yaşar. Elfleri ile birlikte çocuklar için oyuncaklar yapar. Çocuklar kendisine mektupla Noel için hangi hediyeyi istediklerini bildirirler. Noel Baba da ren geyiklerinin çektiği uçan kızağını hediyelerle doldurur ve evlere bacalardan girerek herkesin hediyesini dağıtır.

Efsaneyi biraz açmak istiyorum. Tüm dünyanın tanıdığı ve sevdiği en ünlü ihtiyar olan Noal Baba’nın Antalya’da yaşadığını söylerken, elbiselerini Akdeniz ikliminde giyilecek olmadığının da altını çizmeliyiz. Bizim bildiğimiz Noel Baba, ren geyiklerinin çektiği kızağıyla kuzeyden gelen, üşümemek için kırmızı elbisesini kol ağızlarına ve başlığının etrafına kürkler diken, ak sakallı dede değil midir? Akdeniz ikliminde, mevsim kış da olsa, böylesine kalın bir kıyafetle gezinmek olası değildir. 

Baca olayını da netleştirmek gerekiyor. Bir kişi neden “Tanrı misafiri” olarak kapıdan girmez de hiç olmadık yerden hediylerini dağıtmaya çalışır. Bunun sebebi yine tarihteki doğal hayattan gelir. İskandinav ülkelerinde, kutuplarda yaşayan, torbasında taşıdığı oyuncakları mutlu olsunlar diye çocukların evlerinin kapılarından içeri atan bir adamın öyküsü yıllardır anlatılır durur… Bu masal, göçmenler tarafından Amerika’ya taşınır. İskandinav ülkelerinde, Eskimolardaki gibi evlerin kapıları yukarıda olduğu için, öyküde çocuklara armağan dağıtmanın yolu Amerika’da bacaya dönüşür. Bu şekilde açıklanması en mantıklı yol gözüküyor.

Gelelim Noel Baba’nın ilk çıkış noktasına… Noel baba aslında bir şiir kahramanıdır . Şiirde doğup , karikatür olarak çizilmiştir.

Kış, insanların yüzlerinin asıldığı ve neredeyse gülmenin unutulduğu sert bir mevsimdir. Amerikalı İlahiyat Profesörü Clement Clarke Moore (http://www.poetryfoundation.org/bio/clement-clarke-moore), kışın da neşeli bir yanının olabileceği düşüncesiyle Noel Baba’yı anlatan şu dizeleri kaleme alır:

harpers_weekly_thomas_nast_santa

Gözleri nasıl da parlar

Gamzeleri ne kadar şen

Yanakları güle benzer, burnu ise kiraza

Geniş yüzüyle kahkaha attığında

Hop hop oynar yuvarlacık göbeği

Tombul ve tıknazdır

Yaşlı, neşeli bir cin gibi

Ve ben onu gördüğümde gülmekten alamam kendimi

Hepimizin yakından tanıdığı, biblolarda, balonlarda, hediyelik eşyalarda, oyuncaklarda gördüğümüz Noel Baba, kışa bir gülümseme katmak amacıyla Clement Clarke Moore tarafından yazılan bir şiirden doğmuştur. Yanakları “güle”, burnuysa “kiraza” benzeyen Noel Baba ne Demre’ye, ne de Bari’ye aittir. Evet, çocukların sevgilisi olan bu sevimli karakter bir şiir kahramanıdır.

(Noel Baba birçok dilde, aziz, Nikola, Klaus, Noel ve baba sözcüklerinin türevlerinden oluşturulmuş isimlerle anılır.
Piskopos Nikola (Bari’li Nikola ya da Myra’lı Nikola olarak da bilinir), Likya’nın Myra yöresinde (Antalya, Kale [Demre]) yaşamış bir 4. yüzyıl Hristiyan azizidir. Yunanistan’ın, Rusya’nın, çocukların ve denizcilerin azizidir. 6 Aralık, Aziz Nikola Günü olarak kutlanır. 6 Aralık tarihinde bir çok ülkede çocuklara hediyeler verilir. )

Noel Baba, rengeyiklerinin çektiği kızağı bir ressama borçludur: Amerikalı ressam Thomas Nast, Moore’un şiirinden etkilenerek Noel Baba’nın resmini yapar ve onu rengeyiklerinin çektiği bir kızağa oturtur. “Tombul ve tıknaz” olan Noel Baba, kahkaha attığında “hop hop” oynayan “yuvarlacık göbeği”yle tüm dünyada tanınmasının nedeni olan turuna 1930’larda çıkar. Kurumsal renkleri olan kırmızı ve beyazdan Noel Baba’ya bir elbise diken Coca Cola, “yaşlı, neşeli bir cin”e benzeyen ve Haddon Sundblom’un çizdiği sevimi ihtiyarı, düzenlediği reklam kampanyasının kahramanı olarak tüm dünyaya tanıtır.

Kırmızı-beyaz rengin 1930’lar da değil de 1910’larda çıktığı ispatlanmıştır . Üstelik reklam yapan bir Türk firması olup noel babanın görev sorumluluğu ile çelişmektedir.Fakat ilk çıktığı resim ile kıyaslarsanız eleştirilme sınırlarınız daha da daralacaktır(Sonraki yıllarda Noel Baba’nın yeşil renkleri olan karikatürleri olup , kırmızı-beyaz renge nasıl dönüştüğü hala bilinmemektedir.Fakat ünlü içecek markasından önce olduğu tahmin edilmektedir.)

MuradCigarettes-1910sC 435652963923406587_TKfVgsAQ_b

Aziz Nikolas’ın kemiklerinin bir kısmı Haçlı Seferleri sırasında Barili tüccarlar tarafından İtalya’ya kaçırılmış.Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay 2009 yılında yaptığı bir açıklamada:
“Biz elbette dünyada da uyanan bilinç çerçevesinde her obje kendine ait olduğu yörede sergilenmesi anlayışına uygun olarak geri isteyeceğiz. Bu açıdan Noel Baba’nın kemiklerinin geri istenmesini çok haklı bir talep olarak görüyorum.” demişti. Aziz Nicholaos’ın kemiklerinin bir kısmı halen Antalya Müzesinde sergileniyor.

Antalya müzesi demişken Sunay Akın’ın oyuncaklarla ilgili yazısını da ekliyorum.

http://oyuncakmuzesi.antalya.bel.tr/content.asp?INC=yazi&MAINMENUID=61&MENUID=2

“Gelişmiş ülkelerde oyuncak, çocukların hayalleri gelişsin diye alınır; geri kalan ülkelerde ise oyuncak çocuklara oyalansın diye alınır. Oyuncakları hayalleri gelişsin diye alan ülkeler dünyayı yönetir; diğerleri ise onların kapılarında oyalanmaya mahkûmdur.”

Thomas Nast’ın beni etkileyen dramatik bir karikatürünü de eklemek istiyorum.

Savaş yıllarında cephedeki kocasını bekleyen bir anne ( çocuklar,baca gibi detaylara bakınız) karikatürün sağ tarafında , cephede bekleyen koca ise karikatürün sol tarafında beklemektedir.

christmas_eve25

Ayrıca incelenecek bir konu da çam ağacı süslemesi olup kısaca bahsedelim.Bu gelenek de Anadolu kökenli olup incelenmek üzere sizin de görüşlerinize bırakıyoruz.

Yılbaşı kutlamalarının vazgeçilmez bir parçası olan çam ağacı süsleme geleneği de, Aziz Nicolaus gibi Anadolu kökenlidir!

Yılbaşı Ağacı

Yazılı dinler öncesinde yeni yıl, doğanın yeniden doğuşu olarak kutlanırdı. Günlerin geceye göre daha aydınlık olması, havaların ısınması, toprağın canlanması ve ekin mevsiminin başlaması demekti. Hititler, bu dönemde kutsal saydıkları çam ağaçlarını, içleri yemişler ve tahıllarla dolu küçük torbacıklarla süslerdi!..

Career Success Starts With a “T” ( T Modeli Bilgi Yönetimi)


 
Bu makaleyi okuduğum tarih : 2012 Nisan
 
Aşağıdaki makale Capital dergisinin makalesi ve tarihi : 2001 Ekim
 
 
 
Gördüğünüz gibi  Bilgi yönetimi  gerek ve şarttır ve olmaya devam edecektir.
 
 
Artık, “bilgi yönetimi” denince aklımıza dijital ağlar, e-mail zincirleri, CRM uygulamaları geliyor. Oysa bilgi yönetiminin temel unsuru hala insan…
 

Koç Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Serpil Sayın,  bilgi yönetimi ve bilgi işlem yönetimi kavramları arasındaki farkı özetlerken teknik konu ve kurumsal davranış ayrımı üzerinde duruyor. Doç. Dr. Serpil Sayın, “Bilgi yönetiminde başarılı olmak bu anlamda teknik ya da teknolojik bir konu olmaktan çok, kurumsal davranış konusunda hassasiyet göstermeyi gerektiriyor. Bilişim teknolojisi elbette bilgi yönetiminin olmazsa olmaz unsurlarından birisi. Ancak, olayın teknik yönünü ön plana çıkarmak bir tür hedeften sapma olur ve asıl ulaşılması gerekenin ‘öğrenen kurum’ olduğu gözden kaçabilir” diyerek T tipi bilgi yönetiminin gerekliliğini ortaya koyuyor.

 

Andersen Yönetim Danışmanlığı Bölümü CRM ve E-Business Çözümlerinden Sorumlu Müdürü Nurtaç Ziyal Menekşe Türkiye’de üst düzey yöneticilerin bilgi yönetimi konusuna gereken önemi vermediğini şu sözleriyle ifade ediyor:

“Günümüzde adından sık bahsedildiği halde, henüz sayılı şirkette bilgi yöneticileri bulunmakta. Bunun bir sebebi de pozisyonun kapsamının tam olarak anlaşılmamış olması. Bugün bir grup üst düzey yöneticiye bilgi yönetimine önem verip vermediklerini sorsanız, birçoğu verdiğini söyleyecektir. Ancak önem vermek ve bu alanı değerlendirebilmek arasında önemli ölçüde fark bulunmaktadır.”

 

Türk Bayrağı Geometrik Ölçüleri


Her Türk gencinin bilmesi gereken bayrak ölçülerimize  yer vermek istedim.

Açıkçası  öğretmen olsaydım her yıl  öğrencilerime bayrak ölçüleri , istiklal marşı detayları , Atatürk ile ilgili bilinmeyenler gibi  kritik sorular sorardım :)

 

Adidas ve Puma


İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde Almanya’da bir kasaba Herzogenerauch’ta iki kardeş ayakkabı yapıp satmak üzere bir atölye açarlar; Adolph ve Rudolph Dassler.

Savaş sonrası Adolph, Rudolph’a artık birlikte çalışmak istemediğini, kendine ayrı imalathane açacağını söyler. Rudolph şaşkındır. Ufacık kasabada iki kardeş ayrı imalathanelerde rekabet edeceklerdir. Kardeşine bunun mantıklı olmayacağını, bu ufak kasabada zaten insanların sayılı ayakkabı satın aldıklarını, ikisinin birden iflas edeceğini söylese de Adolph bu uyarıyı dikkate almaz ve kendine yeni bir ayakkabı imalathanesi açar.
Gerçekten de aralarında kıyasıya bir rekabet baslar. Rekabetleri doğdukları kasaba sınırlarını dahi asar. İki kardeş ayrıldıktan sonra birbirlerine küsmüşlerdir ve Adolph 1978 yılında öldüğünde tam 29 yıl dargınlardır. Bugün iki firmanın genel merkezi de bu ufak kasaba Herzogenerauch’tadır. Adolph Dassler’in ayakkabı şirketinin adi ADİDAS, Rudolph’un ki ise PUMA’ dır

Afrika Atasözü


“Afrikada her sabah bir ceylan uyanır;en hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir , yoksa öldürülecektir.

Afrikada her sabah bir aslan uyanır;en yavaş ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa aç kalacaktır.

Aslan yada ceylan olmanızın bir önemi yoktur.Yeterki güneş doğduğunda koşmak zorunda olduğunuzu bilin.”

Doğru ve Yanlış Kararlar


Kariyerinin zirvesine çıkmış başarılı bir yöneticiye bir soru yönetildi .

“Başarının sırrı nedir? ”

Cevap oldukça kısaydı :

” İki kelimedir”

“Peki , o iki kelime nedir?”

“Doğru kararlar”

“Doğru kararlar nasıl alınır?”

“Bir kelimeyle … deneyim”

“Peki bu deneyim nasıl elde edilebilir?”

“İki kelime ile…”

“O iki kelime nedir?”

“Yanlış kararlar”